Hukuk Felsefesi ve Teknoloji

Bilgisayarın hayatımıza girmesiyle, teknolojinin hukuku ve meslek hayatını nasıl değiştirdiğini biliyoruz. Teknolojinin hukuktaki önemi her geçen gün artarken, bu etkilerin sadece meslek pratiğiyle sınırlı kalmadığını hukuku da değiştirdiğini, güncellediğini görüyoruz.

Örneğin; bundan 50 yıl önce Bilişim Hukuku ya da İnternet Hakları diye bir terim hukuk sözlüğünde yer almıyordu. Ancak, bugün hukuk terimlerine her geçen gün bir yenisi eklenmekte ve teknoloji ile değişen hayatımız hukuka adapte edilmeye çalışılmaktadır.

Teknoloji, yaratılarıyla doğaya yaklaşırken hukukun sınırlarını zorlayarak, yüzyılların yarattığı bir takım olguları değiştirebilir mi? Hızla gelişen ve insan zihnine yaklaşan yapay zekâ teknolojisini ele alalım. Yapay zekânın günlük hayatımızı yönettiği ve sorumluluklar aldığı bir döneme girdiğimizde, gündeme gelecek ilk soru yapay zekânın ehliyeti olacaktır.

Bu tartışma şu an için bize çok uzak gelebilir.  Ancak, kimi otomobil üreticileri yapay zekâ kullanan insansız arabalar üzerinde çalışmaktadır. Yapay zekâya bir kaza anında alınabilecek kararları etik değerler çerçevesinde aktarabilmek için felsefe, hukuk, antropoloji gibi farklı alanlardan gelen uzmanları bir araya getirip, insanın etik değerlerini ve düşünce yapısını yapay zekâda oluşturmaya çalıştığı bilinmektedir.

Yaya bir grup ile yolcusunun hayatı arasında seçim yapmak zorunda kalan yapay zekânın hukuki ve cezai ehliyeti olacak mıdır? Yoksa sıradan bir makine gibi gerçekleşen hatadan üreticisi mi sorumlu tutulacaktır? İnsan zekâsına eş değer belki daha üstün olan yapay zekânın eylemlerinden üreticisini sorumlu tutmak, işlediği bir suç yüzünden kişinin ailesini yargılamaya benzetilecek midir?

Teknolojinin gelişmesi ile hayatımız pratikte kolaylaşırken, felsefi ve etik anlamda kesin olarak cevaplaması çok güç olan soruları gündeme getiriyor. Hukuk, tüm bu sorulara yanıt arayacaktır.