Konkordatoda 5 Aylık (3+2) Geçici Sürenin Anlamı

Özellikle konkordato konusuna ilgi gösteren veya uygulamak isteyenlerce, konunun en bilinen yanının “konkordato talep eden şahıs/tüzel kişilerin beş aylık geçici sürede mahkeme tarafından verilen tedbir kararı ile koruma altına alındıkları” olduğunu görmekteyiz. Doğal olarak konkordato talep etmek isteyenlerin öncelikle kilitlendikleri bölüm tedbir kararı alınması ve bir an önce korunmaya başlanılması olduğundan geçici beş aylık sürenin neyi ifade ettiği net olarak anlaşılmamaktadır.

Esasen konkordato talep eden şahıs/tüzel kişilerin endişe etmesi gereken son şey tedbir kararının alınması olmalıdır. Zira İcra İflas Kanununun 286 ve 287. maddeleri gayet açıktır. 286. maddede belirtilen belgelerin EKSİKSİZ olarak hazırlanması halinde talepte bulunulan Ticaret Mahkemesi yorum yapmaksızın borçlunun en çok istediği tedbir kararını, komiser tayinini ve geçici üç aylık süreyi derhal verecektir. Burada kritik olan iki konu çok önemlidir. İlki belgelerin eksiksiz olarak tayini, ikincisi konkordato projesinin doğru hazırlanması.

Geçici üç ay ve işlemlerin yetişmemesi halinde Mahkemece verilecek ek iki aylık (toplam beş aylık) süre içinde;

1) Borçlu tarafından yapılması gerekli işlemler ve uyulması gereken kurallar,

2) Komiserlerin tamamlaması gereken işlemler bulunmaktadır.

21.12.2018 tarihinde yürürlüğe giren İcra İflas Kanunundaki değişikliklerle revize edilen konkordato hükümleri yalın bir dille kaleme alındığından birçok madde kolaylıkla anlaşılmaktadır. Bu sebeple beş aylık geçici sürenin neyi ifade ettiğini hukuki normlardan ziyade uygulamadaki yönleri ile ifade etmeye çalışacağım.

a) Konkordato talep eden borçlu için, hazırlanan konkordato projesi borçlunun artık zorunlu olarak uyması gereken anayasası gibidir. Nihai olarak, proje önce konkordato komiserlerini, sonra mahkemeyi, son olarak da alacaklıları ikna etmelidir. Zira projenin, komiseri, mahkemeyi ve alacaklı tarafları tatmin etmemesi halinde, davanın reddi veya iflas riski ilk beş ay sonunda gerçekleşebilecektir. Bu sebeple hem uygulanabilecek bir proje sunulması, hem de beş aylık geçici süre içinde projeye uygun hareket etmeye gayret edilmelidir.

b) Beş aylık süre içinde kesinlikle bazı küçük istisnalar hariç geçmiş döneme ait herhangi bir borç ödemesi alacaklılara yapılmamalıdır. Zira kanunen eşitlik prensibine aykırı hareketin tespiti halinde derhal tedbir kararının kaldırılması ve hatta uygulamada borçlu hakkında iflas verildiği bile görülmektedir.

c) Projede öngörülen faaliyetlere devam edilmelidir. Özellikle ticari faaliyetin devamı ile yaratılacak artı değerden borçların tasfiye edileceğinin projede beyan edilmiş olması halinde, borçlunun bu yönde faaliyetlerine devam etmesi fevkalade önemlidir.

d) İflas ertelemesinden farklı olarak konkordatoda, projede belirlenmiş bazı asetlerin (Maddi Duran Varlıkların) satılarak gelir yaratılması Kanunen mümkün kılınmıştır. Bunun için konkordato komiserinin olumlu bir raporu ve incelemeyi yapan Ticaret Mahkemesinin onayı gerekmektedir. Ancak bu satışların, konkordatoyu sona erdirecek kadar önemli işlemler olmaması halinde, ilk beş içinde satış işlemi yapılması pek mümkün olmayacaktır.

e) Geçici beş aylık süre içinde Konkordato Komiserlerinin ise üç temel görevi mevcuttur. Borçlunun iş ve işlemlerine konkordato hükümleri çerçevesinde nezaret etmek, borçlunun borca batık olup olmadığını tespit etmek ve konkordatonun kuvvetle muhtemel uygulanabilir olup olmadığı hakkında ilgili ticaret mahkemesine rapor vermek. Öncelikle komiser/komiser heyeti görevi devir alır almaz bir toplantı organize ederek konkordato talep edenlerle bir araya gelmeli ve ilk tutanakla birlikte neyi yapıp, neyi yapamayacaklarını borçluya arz etmelidir.

İkinci olarak komiser, borçlunun faaliyet durumuna göre bir veya birden fazla bilirkişi tayin ederek borçlunun kendisine ait tüm mal varlığının rayiç değerini tespit ettirecektir. Rayiç değer incelemesi borçlunun borca batıklık tespitinin esasını oluşturmaktadır. İflas erteleme müessesesi ile hayatımıza giren “Rayiç Değer Bilançosu” Vergi Usul Kanunumuzda yeri olmayan uygulamadır. Borçlunun tüm mal varlığının rayiç değerlerinin kaydi bilançoya yerleştirilmesi ile oluşturulan Rayiç Değer Bilançosunda, öz kaynakların ekside olması borçlunun borca batık olduğunu, öz kaynakların artıda olması ise borçlunun borca batık olmadığını göstermektedir. Komiser bilirkişilerden aldığı rayiç değer raporuna göre borçlunun borca batık olup olmadığını mutlaka tespitini yapmak zorundadır.

Konkordato komiseri/komiser heyetinin üçüncü ve son görevi ise borçlunun projesi, faaliyeti, borç yapısı, mal varlığı, teminat durumu, nakit akış tabloları, alacaklıları ikna yönündeki subjektif ve objektif kriterleri, proforma gelir tabloları ile karşılaştırarak konkordatonun kuvvetle muhtemel uygulanabilir olup olmadığı yönündeki kanaatlerini gösterir bir rapor tanzim ederek en geç beş ayın sonuna kadar Ticaret Mahkemesine ibraz etmiş olmalıdır.

Buraya kadar arz ettiğim bilgilere göre, geçici beş aylık süre içindeki üç konunun KRİTİK ÖNEMİ olduğunu ifade etmeye çalıştım. Konkordato projesinin doğru tanzim edilmesi, şirketin borca batık olup olmadığını tespiti, konkordatonun kuvvetle muhtemel uygulanabilir olup olmadığı. Çünkü borçlunun yola devam edip etmemesi ve mahkemenin beş ayın sonundaki duruşmada borçlu hakkında vereceği kararı bu kritik konulara bağlıdır. Konkordatodaki en önemli aşama budur. YOKSA BORÇLUNUN TEDBİR KARARI ALIP ALAMAYACAĞI DEĞİL…

Av. Hamdi SAY

https://www.linkedin.com/in/hamdi-say-0b723062/?lipi=urn%3Ali%3Apage%3Ad_flagship3_pulse_read%3BDrC%2FJCqUT6uJDAE7PnMK4w%3D%3D&licu=urn%3Ali%3Acontrol%3Ad_flagship3_pulse_read-profile

#hamdisay #sayhukukbürosu #konkordato #yenidenyapılandırma #geçicisüre #tedbir #rayiçdeğerbilançosu #borcabatıklık #iflas #komiser