Politikada Yapay Zeka

Geçen ay Japon Belediye Başkanı adayı Michihito Matsuda’nın  yapay zekayı politikaya karıştırması dünya basınında yankı uyandırdı. Seçmenlerinin isteklerini ve önerilerini Yapay Zeka aracılığıyla toplayarak daha iyi politikalar üretebileceğini düşünen Matsuda, siyaset dünyasında bir çığır açmakla kalmayarak, akla çok sayıda soruyu da getirdi.

Bu soruların en başında son yıllarda hayata geçirilmesi imkansız hale gelen doğrudan demokrasinin geri gelip gelmediği sorusu. Artan nüfus ile çoğulcu ile çoğunlukçu demokrasi arasındaki fark derinleşirken demokrasinin fizibilitesi sorgulanmaktadır. Peki, Yapay Zeka bunu değiştirebilir mi? Çok daha derinleştirilebilecek bu soru hem algoritmayı hem de etiği doğrudan dahil ediyor bu konuya.

İkinci bir konu soru ise, medyada ve sinemada Yapay Zeka ile özdeştirilen robot figürünün gerçekçiliği. Bundan kasıt, bir robot ve bir Yapay Zeka’nın birbirinden bağımsız olarak var olabileceği gerçeği. Matsuda’nın yaklaşımı her ne kadar çığır açan açsa da, tercih ettiği tasarım Batı medyasında yaratılmış olan izlenimi takip ediyor. Yapay Zeka’ya ve robot teknolojisine karşı ortaya atılan söylemleri göz önüne alacak olursak bu tasarım sorgulanabilir.

Değinilmesi gereken en önemli nokta ise Matsuda’nın ortaya attığı “daha iyi politikalar” iddiası. Yapay Zeka’nın günlük yaşamı nasıl değiştirebileceğini hepimiz biliyoruz. Bu değişimleri daha büyük bir çerçevede politikada görmek neden mümkün olmasın? Matsuda’nın başlattığı bu yaklaşım ile tüm politikacılar seçmenlerinin isteklerini bilebilir dahası bu isteklerin köklerine inerek toplumsal huzuru sağlayacak politikalar tasarlayabilir.

Gelecek vaat eden Yapay Zeka yardımlı ya da kaynaklı politikaların ilk olarak Japonya’da ortaya çıkmış olmasının beklenmedik bir haber olduğu ise söylenemez.