Sinemada Yapay Zekâ ve Kültür

 

Hepimizin bildiği bir film tür olan Bilim Kurgu neden robotları ve Yapay Zeka’yı bir korku unsuru olarak ele almaktadır hiç düşündünüz mü?

Son yıllarda giderek popülerleşen bu kurguların temel söylemi bir gün robotların ve Yapay Zeka’nın üreticilerine başkaldırarak dünyayı ele geçirecekleridir. Tarihten yola çıkan ve insana özgü bir dürtü olan hükmetme arzusunu robotlara ve Yapay Zeka’ya aktaran bu söylemin kaynağı nedir?

Bu sorunu kültürel bir çerçevede ele alabilmek için, öncelikle bu tür sinema ürünlerinin kurgulandığı ülkeleri göz önünde bulundurmak gerekir. Bir genelleme yapacak olursak bu filmlerin Batı kaynaklı ve hatta özellikle Amerika ve İngiltere gibi ülkeler olduğunu söyleyebiliriz. Bilindiği üzere, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri üretim ve iş gücü üzerine kurulmuş ülkelerdir; robotikte çok gelişmiş olan bu ülkelerin konu üzerideki kaygısı ise tarihte saklıdır. İnsan gücüne dayanarak üretim yapan bu iki ülke Sanayi Devimi ile makineleşmeden sosyal ve ekonomik anlamda ciddi şekilde etkilenmiş bu da kültürün köklerine yerleşecek bir kuşku ve korku yaratmıştır.

Bahsi geçen bu iki ülke her ne kadar Yapay Zeka ve robotik üzerinde önemli çalışmalar yapıp, ilerleme gösterseler de bu konuya karşı olan genel tutum, robotiği kültürünün bir parçası haline getirmiş olan Japonya’dan oldukça farklıdır. Elbette bu farklılığın temelinde Sanayi Devrimi’nden başka din, felsefe, dil ve nüfus gibi saymakla bitmeyecek ve önemli akademik araştırmalara konu olacak faktörler de vardır.

Yapay Zeka’nın korku unsuru olarak gösterilmesi, halkta yersiz bir ön yargı yaratıp ilerlemeyi yavaşlattığı gibi bir yandan da hayal gücü geniş olan bir kesimi var olan teknolojinin ötesinde düşünmeye zorlayarak teknolojiyi yeniliklere gebe bırakmaktadır.