Türkiye ve İdam (Ölüm Cezası) Sorunsalı

 

Son günlerde yaşanan üzücü olayların ardından özellikle sosyal medyada idam cezasının geri getirilmesi yönünde sözlü ve yazılı paylaşımları, tepkileri görür olduk.

Fakat Türkiye açısından idam cezasını geri getirmek bu kadar kolay mı ? Ya da bir anda idam cezasını geri getirirsek neler olur ? Kısaca bunlara değinmek istiyorum.

Türkiye idamı yasaklamaya yönelik iki uluslararası anlaşmaya imza atmış durumda.

Bunlardan biri, Avrupa Konseyi üyelerinin imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 13 numaralı protokolü. Bugüne kadar hiçbir Avrupa ülkesi bu protokolü imzaladıktan sonra imzasını geri çekmedi.

Bir diğeri ise, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerden 86’sının imzaladığı Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 2 numaralı protokolü. Bu protokolü imzalayan ülkelerin imzasını geri çekmesine yönelik bir mekanizma yok.

Başka bir deyişle, bu protokolü imzalayan bir ülkenin bir daha idam uygulamasını geri getirmesinin hiçbir yolu bulunmuyor. Protokolü imzaladıktan sonra tekrar idam cezasını getiren bir ülke, bu anlaşmadan çekilme hakkı olmadığı için uluslararası anlaşmaları ihlal etmiş sayılıyor.

Türkiye hali hazırda AB adayı ülkelerden bir tanesi AB’ye üye olmak için belli başlı sözler ve vaatler verildiği ise herkesin bildiği bir husus. Bunlardan bir tanesi ise idam cezasının kaldırılmasıdır.

İdam cezasının kaldırılması durumunda Türkiye ile AB arasında ki ipler tamamen kopabilir ve bir daha asla eski haline dönülemez konuma gelebilir.

Türkiye ise AB adaylığı sebebiyle ve birçok konuda AB ile ikili ilişkilerini günden güne arttırmakta. Her ne kadar AB ülkeleri ile aramızın bozuk olduğu söylense de yapılan araştırmaların Türkiye ile AB arasında ki ihracat ve ithalatın sürekli olarak artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Ticari, ekonomik ve siyasi anlaşmaların bir çırpıda silmesinin zor olduğunu düşünmekle birlikte Türkiye’nin AB’ye sırtını döneceğini düşünmüyorum.

Türkiye de idam ise aşamalı olarak kaldırılmıştır. En son olarak 2002 yılında başa gelen AKP hükümetiyle idam tam anlamı ile kaldırılmıştır.

Anayasamızın 90 maddesi ‘’ Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.’’ Denmektedir.

Görülmektedir ki anayasamızın 90 maddesi milletler arası andlaşmaların en üst konumda bulunduğunu bizlere açıklamaktadır.

Ayrıca hali hazırda dünya üzerinde Uluslararası Af Örgütünün verilerine göre 142 ülkenin idam cezasını uygulamadığını, 56 ülkede ise idam cezasının bulunduğunu açıklamıştır. İdam cezası olan ülkelerde ise suç oranın azaldığına yönelik, olumlu bir rapor bulunmamaktadır.

Amerika Birleşik devletlerinde 31 Eyalette Ölüm cezası (idam) varken, 19 eyalette ise ölüm cezası kaldırılmıştır. Yapılan araştırmalarda, ölüm cezası olan eyaletlerde suçun azalmadığını aksine diğer eyaletlerden daha fazla arttığını ortaya koymuştur. Yapılan araştırmalarda ise %88 oranında idamın suçları azaltmadığı ortaya çıkmıştır.

Son olarak idam cezasının, belli başlı suçlara getirilmesinin önü açılır ise daha sonrasında farklı ve önüne geçilemeyen sorunlar ile baş başa kalacağımız hukukçular tarafından dile getirilmektedir.

Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır (AİS md 6/2). İdam cezası geri dönülemez bir yoldur. Bu sebeple idam cezasının ülkemiz açısından şu aşamada çok uygun bir ceza müeyyidesi olduğu kanaatinde değilim.

Adaletin tecelli etmesi için hukukçuların, siyasetçilerin, insan hakları örgütlerinin ve tabi ki konuya ilgi duyan herkesin genel düşünceleri dinlenerek kanunlara uygun olacak şekilde çözümler bulunması gerekmektedir. Ancak ve ancak bu şekilde ülkemiz hukuki anlamda ileriye taşınabilir.

Unutulmamalıdır ki ilk olarak ana temel eğitimden başlanarak bu konularda çözüme yönelmemiz gerekmektedir. Çok geç kalmamak için eğitim sistemimiz geliştirilmeli ve ülkemizin geleceği dizayn edilmelidir. 

 

Av. Furkan DÜNDAR

av.furkandundar@yandex.com